Bir annenin vicdan terazisi

MÜJDE IŞIL- Lars von Trier’in “Breaking the Waves/Dalgaları Aşmak” filmiyle hayatımıza giren Emily Watson, ‘90’lar sinemasının en parlak yıldız oyuncularındandı. Paul Mescal ise Türkiye’de çekilen “Aftersun”dan beri genç neslin yıldızı… Farklı dönemlerin yetenekleri “God’s Creatures/Tanrı’nın Yarattıkları”nda anne-oğul rolünde karşımıza çıkıyor.

Film küçük bir balıkçı kasabasında geçiyor. Aileen, deniz ürünleri işleyen fabrikadaki işçilerin başı. Oğlu Brian bir süre önce evi terk ederek Avustralya’ya gitmiş. Aileen bir yandan çalışırken bir yandan da hasta kayınpederine ve kızının bebeğine bakıyor. Bir gün aniden Brian çıkageliyor. Aileen oğlunun geri dönüşünden çok mutlu olurken onun karıştığı suç karşısında aldığı tavır herkesin yaşamını etkiliyor.

Sınırları sorguluyor

Saela Davis, Anna Rose Holmer (yönetmenler) ve Fodhla Cronin O’Reilly, Shane Crowley (senaristler) gibi çoğunun ilk sinema filmi deneyimine sahip olduğu bir ekibin imzasını taşıyan “Tanrı’nın Yarattıkları” hemen hemen her toplumda benzer yükümlülük ve duyguları barındıran kadın ve annelik olgusunu merkezine alıyor. Ama dışarıda evin geçimini sağlayan, evde ise bir nevi erkek bakıcısı görevini üstlenen kadının bu ağır yükün altından kalkıp kalkamaması değil filmin mevzusu. Evladını koruma içgüdüsünün sınırlarını sorguluyor asıl olarak. Emily Watson’ın canlandırdığı Aileen, oğlunu kaybetmekle onun suçunu örtbas etmek arasında seçim yapmak zorunda kalıyor. İlerleyen süreçte anneliğin değil kadın olmanın yükümlülüğünü idrak etmesi, filmin kırılma noktası. Watson bu dönüşüm sürecini yüzündeki çizgilerin hakkını vererek yansıtıyor. Cenaze merasimdeki taziye bölümü “Manchester by the Sea/Yaşamın Kıyısında”yı akıllara getiriyor. Mağdur Sarah’nın tek destekçisinin Aileen’in kızı Erin olması dikkat çekici. O da bir erkek bebek annesi olmasına rağmen annesi ve erkek kardeşine karşı hemcinsinden yana tavır alıyor.

Paul Mescal’in canlandırdığı Brian karakteri için derinlikli bir çalışma yapmaya gerek görmemiş senaristler. Çelişkilerini “işte o da böyle kötücül bir birey” gibisinden genellemeye bırakan film, Mescal’in sempatik ama şüphe uyandıran personasına bel bağlamış gibi görünüyor. Mağdur taraf için de benzer durum söz konusu. Sarah’nın çıkışsızlığı, anakarakterlerinden biri olarak değil de Aileen ve Brian üzerinden anlatılmış. Bu nedenle de filmin finalinin bağlandığı nokta hayli kolay bir çözüme indirgenmiş. Yetkin senaristlerin elinde daha iyi irdelenebilecek bir hikâyesi var oysaki filmin. Geriye ise Emily Watson ve Paul Mescal’i anne-oğul rolünde izlemek kalıyor zihinlerde.

Vizyonda öne çıkanlar

“Evil Dead Rise/Kötü Ruh: Uyanış”: ‘80’lerde başlayan efsanevi korku serisi, beşinci filmi ile karşımızda. Zamanla birbirlerinden uzaklaşmış iki kardeşin bir araya gelişi, et yiyen kötü ruhların canlanmasıyla kâbusa dönüşüyor. Lee Cronin’in yazıp yönettiği filmin yürütücü yapımcılarından biri de serinin yaratıcısı Sam Raimi.

“İntikam Oyunları”: Servet Aksoy’un yönettiği, başrollerini Mehmet Çepiç, Cansu Kanlıkaya ve Barış Küçükgüler’in paylaştığı film, bir intikam hikâyesi anlatıyor. Ümit henüz çocukken babası, ülkenin en büyük mafya baronları tarafından gözleri önünde öldürülür. Bu durum üzerine yakınları Ümit’i yurt dışına kaçırır. Zaman içinde dünyanın en önemli hackerlarından olan Ümit, babasını öldürenlerden tek tek intikam almak için yıllar sonra geri döner.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir