Arabesk sanatçıların arabesk yaşamı: Murat Göğebakan

‘Ben Sana Aşık Oldum’, ‘Vurgunum’, ‘Ay Yüzlüm’ ve ‘Kalbim Yaralı’ şarkılarıyla tanınan Murat Göğebakan’ın hayatını, şarkıcının seyircisine, oğluna ve eşine vedasını anlatan “Murat Göğebakan: Kalbim Yaralı” filmi, sinemalarda izleyiciyle buluştu. Filmin yönetmen koltuğunda “Hanımağa’nın Gelinleri” ve “Yolsuzlar Çetesi” filmlerinin yönetmeni Ali Akyıldız oturuyor.

‘Hayallerini gerçekleştirmek’ ve bir albüm çıkarmak için eşi ve çocuğunu bırakarak Adana’dan İstanbul’a gelen Murat Göğebakan, 1997’de ‘Ben Sana Aşık Oldum’ albümünü dinleyicilerle buluşturdu. Sanatçının ilk albümü büyük bir çıkış yaparken, Kral TV Video Müzik Ödülleri’nde En İyi Çıkış Yapan Erkek Sanatçı Ödülü’ne layık görüldü. Film de ilk olarak yerli biyografi filmlerinin senaryosundan alışık olduğumuz gibi Göğebakan’ın çocukluğuyla başlıyor, ardından Göğebakan’ın Hilmi Topaloğlu’yla tanıştıktan sonraki müzik yolculuğunu anlatıyor. Anlatıyor ama hiçbir detaya girmeden izleyicilere sunduğu ‘ufak tefek bilgi kırıntılarıyla’…

Göğebakan İstanbul’a gidiyor, gidiyor ama durduğu sürede ne yapıyor, ilk albümünden sonra hayatında neler değişiyor, menajeri Selma’yla tanıştıktan sonra işleri nasıl yürütüyorlar, eşiyle boşandı mı, boşanacak mı? Film bir televizyon filmi pratiğinde bu soruların hepsini cevapsız bırakarak devam ediyor.

Murat Göğebakan ilk albümünün ardından menajer Selma ile tanışıyor. İkilinin arasındaki iş ilişkisi, aşk ilişkisine dönüyor. Bunu da ilerleyen sahnelerle görüyoruz. Göğebakan, ‘hayranların sanatçının bekar olması gerektiğini düşündüğü’ bahanesiyle Adana’daki eşi Gül’den de boşanıyor. Film daha sonra Göğebakan’ın Selma ile ilişkisi, yapım şirketiyle anlaşmazlığı ve konserleri üçgeninde sıkışıyor. Bu noktaya kadar tüm yaşananlar hiçbir derinlik kurulmadan izleyiciye aktarılıyor.

Göğebakan’ın kanser olduğunun ortaya çıkmasıyla filmin kilit noktası olan dram sahnelerine giriş yapıyoruz. Göğebakan hastanede kaldığı 204 gün boyunca oğlu Bülent’in desteğiyle ayakta kalıyor, Selma ise belirli aralıklarla kendisini ziyaret ediyor. Filmde anlaşılmayan bir nokta ise, Göğebakan yaşlanıyor, saçı beyazlıyor, oğlu büyüyor ancak Selma’da yıllar geçse de hiçbir değişiklik görmüyoruz.

Göğebakan’ın hastanede kaldığı süre boyunca Selma’nın bütün evleri sattığı, bütün parayı da harcadığı, üstüne bir de yeni bir sevgilisinin olduğunu öğreniyoruz. Ama bütün bunları diğer sahnelerde olduğu gibi detaysız şekilde izliyoruz. Kanseri atlatıp hastaneden taburcu olan Göğebakan oğluyla birlikte kalırken Selma’yı sayıklamaya devam ediyor.

Göğebakan birkaç konserin ardından kanseri tekrarladığı için yeniden hastaneye kaldırılıyor, bu sefer eski eşi Gül ve oğlu tarafından bakılıyor. Sonra iyileşip son konserini vermek için yeniden sahneye dönüyor.

Son iki paragrafta ‘Ne anlatıyor?’ diye düşünüyorsanız, film de izleyicide tam olarak böyle bir his bırakıyor.

Hikayesiyle tam olarak Türkiye izleyicisine hitap eden, dramı vurgulayarak izleyiciye vermesiyle, gişe rekoru kıran duygusal filmlere yaklaşan bu film, kendini bu dram üzerine inşa ediyor.

Orijinal senaryo yazamadığımız için güvenli liman olarak görüp biyografi filmlerine sığınsak da “Murat Göğebakan: Kalbim Yaralı” da bir olmamışlık, yetersizlik göze çarpıyor. Hayranları tarafından ‘aşk insanı’ olarak anılan Göğebakan’ı, aşk insanı yapan neredeyse hiçbir şey filmde yok. Göğebakan’ın afişe de taşınan meşhur sözü “Kanseri yendim, ihaneti yenemedim” demesini sağlayan koşullar ise o kadar hızlı geçiliyor ki, film izlemiyor da sosyal medyada sayfayı kaydırıyorsunuz gibi geliyor. Filmin en istikrarlı devam eden sahneleri sürekli içilen çaylar ve Göğebakan’ın ‘Eyvallah’ dediği anlar…

Oyunculuklara gelirsek… Burak Sevinç, Murat Göğebakan rolünde oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Göğebakan Ben Sana Aşık Oldum, Gafil Gezme Şaşkın, Kör Bıçak, Vurgunum ve Kalbim Yaralı şarkılarını da Sevinç’in sesinden dinliyoruz. Ancak bence Sevinç bazı anlarda kendini o kadar kaptırıyor ki, Göğebakan bir anda güldürü programlarındaki taklit edilen bir karaktere dönüşüyor. Diğer bütün oyuncular figüran gibi kalıyor, ellerine verilen senaryo gereğince oynamışlar diyebiliriz.

Yerli sinemada en çok dram ve kahkaha gişe yapıyor, ya tamamen kahkahalara boğulalım ya tamamen ağlayalım isteniyor. Bu nedenle uzun bir süre daha arabesk sanatçıların arabesk yaşamını izlemeye devam edeceğiz gibi görünüyor. Seyirciyi hüzünlendirecek, ağlatacak yeni yapımımız hayırlı olsun. Eyvallah!

YÖNETMEN: Ali Ayyıldız
SENARİST: Sezgin Irmak, Lütfi Albayrak
OYUNCULAR: Burak Sevinç, Tuvana Türkay, Hande Soral
YAPIM: 2023 Türkiye
SÜRE: 120 dk.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x